Şu An Sitemizde
499 Ziyaretci 0 Üye Online

fenokulu.net :: Başlığı Görüntüle - Dünya'nın Yapısı


DUYURU
Sayın Üyelerimiz
Forum Sayfasına Giriş Yaptıgınızda Forum Sayfaısnı Boş Olarak görüyorsanız Oturumunuzu Kapatıp yeniden Açmanız Gerkiyor
Eğer Siz Forum köşesine girdiğinizde Forum Sayfasını Boş Olarak Görüyorsanız
Lütfen Buraya Tıklayıp Oturumunuzu Kapatıp Yeniden Giriş Yapın

OTURUMU KAPAT

 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Oturum AçOturum Aç 

Dünya'nın Yapısı

 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Doğal Süreçler
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj
hat97-2
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi


Kayıt: 03102009
İletiler: 2671
Şehir: Barcelona

İletiTarih: Cmt Mar 20, 2010 2:02 am    İleti konusu: Dünya'nın Yapısı Alıntıyla Cevap Gönder

DÜNYANIN YAPISI
Dünya; dıştan içe doğru atmosfer, hidrosfer, litosfer ve barisfer denen zarların birbiri üzerine gelmesinden teşekkül etmiştir. Genel şekli kutupları hafif basık bir küreye benzer. Kutupları birleştiren eksen ile ekvatordan geçen çap arasında 43 km’lik bir boyut farkı vardır. Ekvator yarıçapı kutuplardan geçen yarıçaptan 21,5 km daha uzundur. Yeni şekli için “jeoid “ ve sferoid” değimleri kullanılır. Litosfer jeolojinin esas konusunu teşkil eder. Fakat, atmosfer, hidrosfer, canlılar ve iç kuvvetlerde meydana getirdikleri jeolojik olaylar dolayısıyla jeolojinin konuları arasındadır.



Atmosfer: Dünyanın etrafını dıştan saran bir gaz karışımından ibarettir. Bu karışımı teşkil eden gazlar; azot, oksijen, karbondioksit, argon, neon, kripton, xenon ve hidrojenden ibarettir. Ayrıca, atmosferin yapısında su buharı, karbonik asitte bulunmaktadır. Karışımı meydana getiren bütün gazlar ve diğer bileşikler, atmosfer içinde yoğunluklarına göre sıralanmışlardır. En altta azot, karbondioksit, oksijen, su buharı ile karbonik asit vardır. Bu gazların üstünde de yoğunlukları daha az olan argon, neon, kripton, xenon gibi gazlar bulunur.

Atmosferi meydana getiren gaz karışımının kalınlığı yüzlerce kilometreyi bulmaktadır. Yoğunlukları farklı olan gazlar ise, atmosfer içinde üst üste gelerek yeni katmanlar meydana getirmişlerdir. Bu katmanlar sırasıyla troposfer, stratosfer, kemosfer, iyonosfer ve mezosfer katmanlarıdır. Bulutların meydana gelmesi ve atmosfer hareketlerinin fazla olması bakımından atmosferin en hareketli kısmı troposferdir. Atmosfer zarfları, güneşten dünyamıza gelen ısının, yerkabuğunu teşkil eden tabakalara kadar geçmesine müsaade eder. Fakat, yerkabuğundan yansıgül, geriye dönmesine mani olur. Dolayısıyla atmosfer zarfları, yeryüzünün ısınmasına yardım etmektedirler.




Hidrosfer: Sialin geniş çukurlarını doldurmuş olan su kütlesidir. Yeryüzünün 5/8’ini kaplayan bu su kütlesinin esasını denizler teşkil eder. Denizler haricinde kalan göller ise denizlerin kapladığı alan yanında az bir yer işgal eder. Nehirler ve diğer akarsuların toplanma havzaları da denizlerdir. Denizlerin kapladığı alanlar,fiziksel ve kimyasal şartlar; jeolojik zamanlar esnasında, bir çok değişiklikler geçirmiştir. Okyanuslar en geniş su havzalarını teşkil ederler ve kıtalar arasında kalan ufak denizler ise daha dar alanları işgal ederler. Okyanusların yüzeyindeki ısı coğrafi enleme ve mevsimlere göre değişir. Isı değişiklikleri okyanuslarda 32C0 ile –3 C0 arasında değerler gösterir. Okyanusların derinlerindeki ısı azalmasına kutuplardan gelen soğuk ve ağır derinlik suları sebep olmaktadır.

Denizaltı setleriyle birbirinden ayrılmış olan denizlerde ise, ısı durumunun aynı derinliklerde birbirine uymadığı görülür. Mesela, Atlantik ile Akdenizi ayıran Septe Boğazının iki yanında ısı durumu aynı derinliklerde farklıdır.

Deniz suyunun yapısında erimiş olarak bir çok madensel tuzlar ve gazlar vardır. Bu sebepten deniz sularının yoğunlukları da tatlı sulara nazaran fazladır (1.027 gr). Eğer denizlere büyük nehirler akacak olursa, yoğunluk azalır.



Litosfer: Litosferin kelime manası taş küre demektir. Dünyamızın yeryüzünden başlayarak yer içine doğru inen ve kalınlığı 35-85 km arasında değişen kısmına litosfer adı verilmektedir. Yerkabuğu kimyasal ve mineralojik bileşimleri birbirinden açıkça farklı olan iki grup kayaçtan meydana gelmiştir. Birinci grupta; granit, kumtaşı, kireçtaşı gibi ortalama yoğunlukları 2.7 gr/cm3 olan hafif kayaçlar bulunur. Bunlar silisyum oksit ve aliminyum oksitçe zengin kayaçlardır ve geniş kapsamlı bir terim olan SİAL kelimesi ile tanımlanır.

İkinci grupta ise, bazalt cinsinden koyu renkli ve ağır kayaçlar yeralır. Bunlar yoğunlukları 2.8-3 gr/cm3 arasında bulunan bazik kayaçlardır. (SiO2 % 50 kadar) Bunlara ayrıca yoğunluğu 3.4 gr/cm3 olan daha ağır ve daha bazik (ultrabazik) kayaçlar da (SiO2 oranı % 40-45) katılır. Bunların bileşimlerinde demiroksit ve mağnezyum oksit önemli bir yer tutar. Bu nedenle, bu grup kayaçlar için mağnezyum oksitçe zengin anlamına gelen SİMA deyimi kullanılır.

Yerkabuğunun altında manto (üst ve alt) bölgesi; mantonun altında ise iç ve dış çekirdekten oluşan çekirdek kısmı bulunur. Kabuk ile manto arasındaki sınır bir süreksizlik yüzeyi olup, bu sınıra Mohorovicic, kısaca MOHO süreksizliği denir. Moho süreksizliği; yüksek dağlık bölgeler altında 35-40 km, okyanuslar altında ise 8-10 km derinlikte bulunur. Bu sınır altında cisimlerin yoğunluğu 2.9’dan3.3 gr/cm3 ve sismik P dalga hızları 7.2 km/sn’den 8.1 km/sn yükselir.

Moho süreksizliğinin altındaki üst manto bölgesine Astenosfer denilmektedir. Üst Manto bölgesi 700 km derinliklere kadar iner. Yeriçinin 700 km ile 2890 km derinlikleri arasında kalan kısmına Alt Manto denir. Buranın bileşimi Üst Mantodan farklıdır.

Çekirdeğin bulunduğu kısma Barisfer denir. Yeryüzünden 2890 km derinlikte mantodan çekirdeğe geçilir. Bu sınıra Wiechert-Gutenberg süreksizliği denir. Çekirdeğin 5150 km derinliğe kadar olan kısmına dış çekirdek, buradan yer merkezine (6371 km) kadar olan kısmına ise iç çekirdek denir. Dış çekirdek ile iç çekirdek arasında Lehman süreksizliği vardır. Dış çekirdeğin esas maddesinin ergimiş halde Fe/Ni karışımı (% 90-92 Fe, % 10-8 Ni), iç çekirdeğin ise kristal halde Fe/Ni karışımı olduğu bilinmektedir. Barisferin yapısında en fazla bulunan elementler, Ni ve Fe olduğundan Barisfere Nife’de denilmektedir.



DÜNYANIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ


Dünya kutuplarından hafif basık olan bir küre şeklindedir. Çapı; Ekvatorda 12 756 km, kutuplar arasında 12 712 km’dir. Hacmi; 1 083 260 km3 , kütlesi 6.1 x1024 kg’dır.

Dünyanın Yoğunluğu: Yoğunlukları bakımından dünyayı meydana getiren barisfer, çekirdek zarfları, sima ve sial farklı değerler göstermektedir. Barisferin yoğunluğu diğer zarflardan fazladır. Dünyanın derinliklerindeki yoğunluk farklılaşması merkezden yeryüzüne doğru azalarak devam etmektedir. Dünyanın ortalama yoğunluğu 5.52 dir.

Yeriçinin sıcaklığı : Yerin sıcaklığı yaklaşık olarak 30 m derinlikte hissedilmeye başlar ve buradan sonra derinlere inildikçe sıcaklık artar. Maden ocaklarında tünel ve petrol kuyularında bu sıcaklık en iyi şekilde hissedilir.

Yeryuvarı bir ısı makinesi gibidir. Yerin iç kısmından yeryüzüne doğru sürekli bir ısı akımı (ısı akışı) vardır. Yeriçindeki ısı, güneşten gelen ısıya kıyasla az olmasına rağmen, birçok volkanlar, depremler ve dağ oluşumu için gerekli enerjinin kaynağını meydana getirir. Yeryuvarının litosfer ve üst manto bölgesindeki yüksek radyoaktivite ile daha derinlerde etken olan gravitasyon enerjisinin termal enerjiye dönüşümü, yeriçi ısısının ve sıcaklığının başlıca kaynaklarıdır.

En çok rastlanan mağmatik kayaçlardaki radyoaktif ısı üretimi, bunların içerdikleri radiojenik Uranyum, Toryum ve Potasyumun miktarlarına göre değişmektedir. En fazla radyoaktif element içeren granit ve granitik kayaç grupları en çok ısı üretirler.

Günlük yaşantımızda yer ısısının farkında olmayışımızın nedeni, yer kabuğunun ısı iletkenliğinin düşük olması, ısının yeryüzüne çok yavaş gelmesidir.

Dünyanın merkezine doğru inildikçe ısı devamlı olarak artar. Yerin sıcaklığının 1 C0 artması için inilmesi gereken derinlik her bölgede aynı değildir. Yaklaşık olarak her 33 mde yerin sıcaklığı 1 C0 artar. Buna Jeotermik gradyan denir.

Yerin içinden yeryüzüne doğru akan ısı enerjisine yerin ısı akısı denir. Bunun değeri jeotermik gradyana bağlı olduğu gibi, ısının içinden geçtiği kayaç kütlesinin ısı iletkenliğine bağlıdır.

Jeotermik derece; ısının bir derece yükselmesi için bilinmesi gereken derinlik olup, ortalama 300 m’dir. Yer ısısı derecesine aşağıdaki faktörler etki eder.

· Geçilen tabakanın iletkenliği veya yalıtkanlığı

· Kayaçların cinsleri

· Tabakaların Şistozite dereceleri

· Bölgede volkanik faaliyetin olup olmadığı

· Radyoaktif minerallerin yokluğu yada varlığı



Yerçekimi ve İzostasi; Serbestçe salınım yapan bir sarkacın sürekli hareketi, boşluğa bırakıgül veya havaya fırlatıgül bir cismin yeryüzüne düşmesi, yeryuvarının bir çekim kuvvetine sahip olduğunun açık belirtileridir.

Yerçekimi değeri, çekim kuvvetinin ivmesi ile belirtilir ve g ile gösterilir. Yeryuvarı geometrik olarak tam bir küre olmadığından, yerçekimi ivmesinin kutuplardaki değeri ekvatordaki değerinden fazladır. (Kutuplarda 983 gal, ekvatorda 978 gal)

Yeryüzünde bir noktadaki çekim kuvveti; bu noktanın yer merkezine olan uzaklığına, noktanın deniz seviyesine göre yüksekliğine ve noktayı çevreleyen maddelerin yoğunluğuna bağlı olarak değişir.

Yer kabuğunun kütleleri ve yoğunlukları birbirinden farklı büyük parçaları arasındaki denge durumuna izostasi denir. Jeolojik olaylarla yerkürede birçok değişiklikler meydana gelir. Sedimantasyon, yer kabuğu hareketi ve mağmatik faaliyetler izostatik dengeyi bozar.



Dünyanın mıknatıslığı: Mıknatıslık özelliğinin büyük bir kısmı litosfere aittir. Litosfer yapısındaki minerallerin farklı mıknatıslanma kabiliyetinde olmaları, muhtelif litosfer bölgelerindeki magnetik alan şiddetlerinin farklı olmasına sebep olmaktadır. Kuvars, kalsit, kayatuzu gibi mıknatıslanma kabiliyeti az olan (-0.001 gauss) diamagnetik minerallerin bulundukları litosfer bölgelerinde, magnetik alan şiddetleri azalır. Buna mukabil mıknatıslanma kabiliyetleri fazla olan (200-2000 Gauss) minerallein bulundukları bölgelerde ise, litosferin magnetik alan şiddeti artar. Dünyanın magnetik alan şiddeti 0.5 gauss’tur. Mıknatıslanma kabiliyetleri fazla olan minerallere paramagnetik mineraller denir. Litosferin muhtelif bölgelerindeki magnetik alan şiddetlerini magnetometre ile ölçmek mümkündür.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster
JheLyBhoN_54



Kayıt: 02122009
İletiler: 264
Şehir: Lütfen Şehir Seçin

İletiTarih: Cmt Mar 20, 2010 2:20 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

payLaşım için saoL canım... Smile
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster E-Posta gönder MSNM
...(betul)...



Kayıt: 09022010
İletiler: 1646
Şehir: Sivas Harry Potter Hastası /GeceEvi/ Evanescence Tutkunu bir Gothic'm

İletiTarih: Cmt Mar 20, 2010 2:28 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

güzel bi paylaşım saol canım =))) Wink
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster E-Posta gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Doğal Süreçler Saatler GMT +10 zaman dilimine göredir
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group
phpBB port v2.0.7 based on Tom Nitzschner's phpbb2.0.6 upgraded to phpBB 2.0.7 standalone was developed and tested by:
ChatServ, mikem,
and Paul Laudanski (aka Zhen-Xjell).

Version 2.0.7 by Nuke Cops © 2004 http://www.nukecops.com

Son Videolar

 

www.sbstercihrobotu.com  / www.fenprojem.com  / Gizlilik Politikası

Copyright © 2002-2013 www.fenokulu.net Vergi No:1590073486
İletişim & Reklam fenokulu@yahoo.com Muharrem Baytekin

Flash Player    Pdf  Reader    Flv Video Oynatıcı