Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler
 
 

Şu An Sitemizde
146 Ziyaretci 4 Üye Online

7. Sınıf Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi Konu, Deney, Etkinlik, Sunu, Test, Bulmaca ve Kavram Haritaları/ Denetleyici ve düzenleyici Sistem/Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler

Aradığınıza hızla ulaşmak için, en üstteki Fenokulunda Araştır kutucuğunda arama yapabilir veya konular kısmından, ilgili sınıf ve konuyu seçerek aradığınız tüm içeriğe ulaşabilirsiniz.Fenokulun hiçbir bölümü ücretli değildir.

 
Konu Dosyalar Deneyler Videolar Testler Flash Sunumlar Bulmacalar Resimler Kavram Haritası Diğer

 


Sayfayı Yazdır

Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler

1- Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler :
Canlı vücudundaki hücre, organ ve sitemlerin birlikte ve düzenli çalışmasını sağlayan, yaşamsal faaliyetleri yöneten ve kontrol eden sisteme denetleyici ve düzenleyici sistem denir. Denetleyici ve düzenleyici sistem, sinir sistemi ve endokrin (iç salgı = hormonal) sistemden oluşur.
Canlı vücudunda sinir ve endokrin sistemleri birlikte ve birbirlerine bağlı olarak çalışırlar. Sinir sistemi çok hızlı çalışıp organları anında etkilerken endokrin sistemi yavaş çalışır ve organları uzun sürede etkiler ve denetler. (Bunun nedeni, hormonların kanla taşınmasıdır).
Hayvanlarda sinir ve endokrin sistemi birlikte bulunurken bitkilerde sadece salgı sistemi bulunur.

2- Endokrin (İç Salgı = Hormonal) Sistem :
Hormonlar ve hormon üreten salgı bezlerden oluşan sisteme endokrin sistemi denir. Endokrin sisteminin çalışmasını sinir sistemi sağlar.
Canlı vücudunda özel salgılar (ter, süt, yağ, gözyaşı, kulak kiri, sümük, tükürük, enzim, hormon) üretebilen hücrelerin oluşturduğu hücre toplulukların salgı bezi denir. Canlı vücudunda iç salgı bezi, dış salgı bezi ve karma bez olarak üç farklı salgı bezi bulunur.
Ürettiği salgılarını doğrudan kana verebilen bezlere iç salgı bezi (hormon üreten bez), bu bezlerin ürettiği salgılara da iç salgı veya hormon denir.
Ürettiği salgılarını bir kanal ile vücut dışına çıkarabilen (veren) bezlere dış salgı bezi, bu bezlerin ürettiği salgılara da dış salgı denir.
Ürettiği salgılarını hem kana veren hem de vücut dışına çıkarabilen (verebilen) bezlere karma bez denir. Pankreas ve eşeysel bezler (testisler ve yumurtalıklar) karma bezlerdir.

3- Hormonlar ve Hormon Üreten (Salgılayan) Bezler :
Ürettiği salgılarını doğrudan kana verebilen bezlere iç salgı bezi (hormon üreten bez), bu bezlerin ürettiği salgılara da iç salgı veya hormon denir. İç salgı bezlerinin ürettiği hormonlar, vücuttaki ilgili organa kan yoluyla taşınırlar.
İnsanlarda; hipofiz, epifiz, tiroit, paratiroit, timüs, böbrek üstü (adrenal), pankreas ve eşeysel bezler (testisler ve yumurtalıklar) iç salgı bezleridir.

a) Hipofiz Bezi ve Görevleri :
Beynin alt tarafında (temel kemiğinin çukur kısmında) yer alan nohut büyüklüğünde ve pembe renkli olan iki parçalı bir bezdir.

Görevleri :
1- Salgıladığı hormonlarla diğer iç salgı bezlerinin (tiroit, eşeysel bezler) çalışmasını sağlar.
2- Sinir sistemi ve iç salgı sistemi arasında bağlantıyı kurar.
3- Vücudun su dengesini kontrol eder (Böbreklerden suyun geri emilmesini sağlar).
4- Kan basıncını kontrol eder.
5- Vücudun büyümesini sağlayan büyüme hormonu üretir. Büyüme hormonunun az salgılanması durumunda cücelik, fazla salgılanması durumunda devlik (akromegali) ve çirkinlik (jigantizm) oluşur.

b) Epifiz Bezi ve Görevleri :
Hipofiz bezinin arkasında, beyin yarım kürelerinin arasında bulunan bezdir. (Salgıladığı hormon ve görevi kesin olarak bilinmemektedir.

Görevleri :
1- Salgıladığı hormonlarla erkeklerde testislerin, dişilerde yumurtalıkların (yani eşeysel bezlerin) küçük yaşlarda (9 – 12) gelişmesini önler. 9 – 12 yaşlarından sonra kaybolur ve eşeysel bezler gelişir.

c) Tiroit Bezi :
Boynun ön kısmında, gırtlağın altında, soluk borusunun iki yanında yer alan iki parçalı (loblu) bezdir. (H harfine benzer ve 25 gr dır).
Tiroit bezi tiroksin ve kalsitonin hormonlarını salgılar. Tiroit bezi iyot denilen madensel tuz sayesinde çalışır.

Tiroksin Hormonunun Görevleri :
1- Vücuttaki büyüme ve gelişmeye yardım eder.
2- Vücuttaki metabolizma (yapım ve yıkım olayları) hızını düzenler.
3- Doğumdan sonra az salgılanırsa kretenizm denilen cücelik ve zeka geriliği görülür.
4- Yetişkinlerde az salgılanırsa ruh ve beden uyuşukluğu görülür.
5- Fazla salgılanırsa metabolizma hızlanır, kan basıncı artar, kan dolaşımı hızlanır, aşırı terleme ve sinirlilik oluşur.

Kalsitonin Hormonunun Görevleri :
1- Kandaki (kalsiyum ve fosfor) madensel tuz miktarını ayarlar. (Kandaki kalsiyum ve fosfor gibi madensel tuzların kemiklere geçmesini sağlar).
2- Kemiklerin sertleşmesine yardımcı olur.
3- Eksikliğinde kandaki (kalsiyum ve fosfor) madensel tuzlar kemiklere geçemez ve kemik erimesi oluşur.

NOT : 1- Tiroksin hormonunun yapısında iyot denilen madensel tuz bulunur. Tiroit bezi
tiroksin hormonunu üretebilmek için iyoda ihtiyaç duyar. Vücutta iyot eksikliğinde tiroit bezi (hipofiz bezinin uyarması sonucu) tiroksin hormonu üretebilmek için fazla çalışır ve büyür. Tiroit bezi büyüyünce guatr hastalığı oluşur. Bu nedenle iyotlu tuzlar kullanılmalıdır. Ayrıca kırmızılahana vücutta iyot kullanımını önler. Bu da guatr hastalığına yol açar. (Karadenizliler çok lahana kullanırlar).

d) Paratiroit Bezi :
Tiroit bezinin arkasında (ve iki yanında) bulunan dört parçalı bezdir (1 gr). Paratiroit bezi parathormon üretir. Bu hormon kalsitonin hormonuna zıt olarak çalışır. Yani kemiklerdeki fazla olan (kalsiyum ve fosfor gibi) madensel tuzların kana geçmesini sağlar. Kandaki kalsitonin hormonu artınca kandaki parathormon miktarı azalır. Kandaki kalsiyum kemiklere fazla geçerse kandaki kalsitonin hormonu azalır, parathormon artar ve artınca da kemiklerde fazla biriken kalsiyumun tekrar kana geçmesini sağlar.

Görevleri :
1- Kandaki (kalsiyum ve fosfor gibi) madensel tuz dengesini ayarlar. Kemiklerdeki kalsiyumun kana geçmesini sağlar.
2- Az salgı üretilirse kandaki kalsiyum kemiklerde birikip kana tekrar geçemez ve kandaki fosfor miktarı artar. Buda kaslarda ağrılı kasılma ve titreme şeklindeki tetani hastalığına yol açar.

e) Timüs Bezi ve Görevleri :
Tiroit bezinin altında bulunan ve çocuklarda 3 yaşından sonra yavaş yavaş kaybolan bezdir.

Görevleri :
1- Çocukluk döneminde vücudu mikroplara karşı korur.

f) Böbrek Üstü (Adrenal) Bezleri :
Böbreklerin üst kısmına yapışmış halde (sarımtırak renkli) iki tane olan bezdir. Böbreklerle doğrudan ilişkisi yoktur. Böbrek üstü bezlerinden yeterince hormon salgılanamaması durumunda deri tunç rengin alır, kan basıncı düşer ve tunç (addison) hastalığı oluşur.
Böbrek üstü bezleri; adrenalin (nörodrenalin), aldesteron, kortizon hormonlarını üretir. (Böbreklerdeki öz bölgesi adrenalin, kabuk bölgesi kortizon hormonlarını üretir).
Adrenalin (Nörodrenalin) Hormonunun Görevleri :
1- Kan basıncını düzenler.
2- Kandaki şeker miktarını düzenler.
3- Korku, öfke, heyecan, açlık gibi durumlarda kandaki adrenalin miktarı artar (fazla salgılanır). Bu sonucunda kan basıncı (tansiyon), kalp atışı, kan şekeri yükselir ve göz bebekleri büyür.
4- Kandaki karbonhidrat – şeker miktarını ayarlar. Karaciğer ve kaslarda depolanan glikojeni glikoza dönüştürür.

Kalsitonin Hormonunun Görevleri :
1- Proteinlerin (fazla olanının) karbonhidratlara dönüşmesini sağlar.
2- Az salgılanırsa kan basıncı düşer, deri tunç rengini alır ve tunç = addison hastalığı oluşur.

Aldesteron Hormonunun Görevleri :
1- Vücudun su ve madensel tuz dengesini ayarlar.

g) Pankreas Bezi ve Görevleri :
Midenin alt kısmında bulunan, yaprak şeklinde olan hem iç hem de dış salgı üreten karma bezdir.
Pankreas, sindirim olaylarında kullanılan sindirim enzimlerini (pankreas öz suyu içindeki amilaz, lipaz, tripsin enzimlerini) üreterek on iki parmak bağırsağına verir ve dış salgı bezi olarak görev yapar.
Pankreas, insülin ve glukagon hormonlarını üreterek kana verir ve iç salgı bezi olarak görev yapar. (İnsülin hormonu α hücrelerinde, glukagon hormonu β hücrelerinde üretilir).

Görevleri :
1- Salgıladığı insülin ve glukagon hormonları ile kandaki şeker miktarını ayarlar.
2- Salgıladığı sindirim enzimleri ile besinlerin parçalanmasını sağlar (sindirim olayına yardım eder).

İnsülin Hormonu :
Kandaki glikoz (şeker) miktarının azalmasını sağlayan hormondur. İnsülin hormonu, kandaki glikozun (şekerin) hücrelere geçmesini, kandaki fazla glikozun glikojene çevrilerek karaciğer ve kaslarda depolanmasını sağlar. (Karaciğer ve kaslarda glikojen deposu dolmuşsa fazla olan glikozun yağa dönüştürülerek deri altında ve iç organların etrafında depolanmasını sağlar).
İnsülin hormonu, az salgılanırsa, kandaki glikoz (şeker) yeterince hücrelere geçemez ve idrarla vücut dışına atılır. Bunun sonucunda şeker hastalığı (diyabet) oluşur. Şeker hastası olan insanlara dışarıdan iğne ile insülin hormonu verilir (insülin iğnesi yapılır).
İnsülin hormonu fazla salgılanırsa, kandaki glikoz (şeker) hızlı ve fazla bir şekilde hücrelere geçer. Bunun sonucunda sinirsel bozukluklar ve bazen ölüm ortaya çıkar.

Glukagon Hormonu :
Kandaki glikoz (şeker) miktarının artmasını sağlayan hormondur. Kandaki glikoz (şeker) miktarı düşerse, karaciğer ve kaslarda depolanan glikojenin glikoza dönüşüp kana geçmesini sağlar.

h) Eşeysel Bezler (Testisler ve Yumurtalıklar) :
Erkeklerde testisler (er bezleri), dişilerde yumurtalıklar (ovaryum) eşeysel bezlerdir. Eşeysel bezler hem iç hem de dış salgı üreten karma bezlerdir.
Eşeysel bezler, üreme hücresi ürettiği için dış salgı bezi olarak, hormon üretip kana verdiği için de iç salgı bezi olarak görev yaparlar.
Testisler ve Görevleri :
1- Sperm hücrelerini üretirler.
2- Androjen (testosteron) hormonunu üretirler. Bu hormon erkeklik hormonudur ve sesin kalınlaşmasını, erkeklerin kendine özgü vücut özelliklerinin belirlenmesini, sakal ve bıyık çıkmasını ve sperm hücrelerinin belli bir yaştan sonra üretilmesini sağlar.

Yumurtalıklar ve Görevleri :
1- Yumurta hücrelerini üretirler.
2- Östrojen ve progesteron hormonlarını üretirler. Bu hormonlar dişilik hormonlarıdır ve sesin incelmesini, dişilerin kendine özgü vücut özelliklerinin belirlenmesini, (sakal ve bıyık çıkmamasını) ve yumurta hücrelerinin belli bir yaştan sonra olgunlaşmasını (yumurta kanallarına verilmesini) sağlar.

NOT : 1- İç salgı bezleri hipotalamusun (beynin bölümünün), hipofiz bezinin denetiminde
çalışır.
2- Şeker hastaları fazla yemek yer ve çok su içerler.
3- Hipofiz bezinin salgıladığı anti di üretik hormonu idrarın düzenli oluşmasını sağlar. Az salgılanırsa fazla idrar oluşur.
4- Bazı hormonlar ve görevleri :
• FSH (FUH) (Folikül Uyarıcı Hormon) :
Yumurtalıkta yumurta üretilmesini sağlar.
• LH (Lüteinleştirici Hormon) :
Yumurtalıkta östrojen ve progesteron üretilmesini sağlar.
• LTH (LUH) (Lüteotropik Hormon) :
Süt salgısının üretilmesini sağlar.
• FSH (FUH) (Folikül Uyarıcı Hormon) :
Testislerdeki seminifer tüpçüklerinin gelişmesini ve sperm üretilmesini sağlar.
• LH (Lüteinleştirici Hormon) :
Testislerde androjen (testosteron) üretilmesini sağlar.
• ACTH (Böbrek Üstü Bezlerini Uyarıcı Hormon) :
Böbrek üstü bezlerinin adrenalin, nörodrenalin, kortizon, aldesteron üretmesini sağlar.
• TUH (Tiroit Uyarıcı Hormon) :
Tiroksin bezinin tiroksin üretmesini sağlar.
• STH (SUH) (Büyüme Hormonu) :
Büyümenin gerçekleşmesini sağlar.

4- Sinir Sistemi :
Çevreden gelen uyarıları alan, bu uyarıları beyine (merkezi sinir sistemine) ileten, beynin (gelen uyarılara) verdiği cevabı ilgili organa ya da kaslara taşıyan, akıl, zeka, düşünme, öğrenme-, konuşma, hafıza gibi istemli hareketleri gerçekleştiren, vücudun düzenli çalışmasını ve bütünlüğünü sağlayan sisteme sinir sistemi denir.
Sinir sistemi nöron denilen sinir hücrelerinden oluşur. Sinir hücrelerinin birleşerek oluşturduğu ve vücudu bir ağ gibi saran yapıya sinir denir.
Sinir sistemi yapı ve görevlerine göre merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere iki bölümde incelenir.

 

 


Sinir Hücresi (Nöron) ve Yapısı :
Vücudun en fazla özelleşmiş ve farklılaşmış hücrelerine nöron denir. Nöronlar, sinir sisteminin temel görev ve yapı birimidir. Hem merkezi hem de çevresel sinir sistemi nöronlardan oluşmuştur.
Nöronları birbirine bağlanarak sinirleri, vücuttaki sinirlerin tamamı da sinir sistemini oluşturur.
Nöronlar, çevreden gelen uyarıları almak ve bu uyarıları taşımakla görevlidir. Nöronlar belli bir yaştan sonra bölünme özelliğini kaybederler.
Nöronlar; hücre gövdesi, dendrit ve akson olarak üç kısımdan oluşurlar.

1- Hücre Gövdesi :
Nöronun çekirdek, sitoplazma ve organellerinin bulunduğu kısımdır.

2- Dendrit :
Nöronun hücre gövdesinden çıkan kısa uzantılardır. Tek ya da çok sayıda olabilirler. Dendritler, çevreden veya bir başka nörondan gelen uyarıları (uyartıları) alarak hücre gövdesine iletirler.

3- Akson :
Nöronun hücre gövdesinden çıkan tek ve uzun kısımdır. Dendritler tarafından alınarak hücre gövdesine iletilen uyartıları alarak (elektriksel yük değişimi sayesinde) bir başka nöronun dendiritine taşırlar.
Aksonların dış yüzeyinde bulunan ve yağ dokudan yapılan koruyucu kılıfa miyelin kılıf denir. Miyelin kılıf, uyartıların akson boyunca daha hızlı iletilmesini sağlar.
• Miyelinli aksonlarda uyartılar 120 m/sn’lik hızla iletilirler.
• Miyelinsiz aksonlarda uyartılar 12 m/sn’lik hızla iletilirler.

Sinaps :
Bir nöronun akson ucu ile diğer nöronun dendritinin birbirine bağlandığı yere sinaps denir. (Nöronların birbirine bağlandığı yere sinaps denir). Bir nörondaki uyartı diğer nörona sinaps bölgesinden salgılanan sinir hormonları sayesinde geçer (iletilir).

 

 

 

 


a) Çevresel Sinir Sistemi :
Çevreden gelen uyarıları alan, bu uyarıları merkezi sinir sistemine (beyine ve omuriliğe) ileten, merkezi sinir sisteminin gelen uyarılara verdiği cevabı kaslara ya da organlara ileten, vücuttaki organlar ve kaslar ile merkezi sinir sistemi arasındaki iletimi (bağlantıyı) sağlayan sisteme çevresel sinir sistemi denir.
Çevresel sinir sistemi, nöronların birbirine bağlanmasıyla oluşan ve vücudu bir ağ gibi saran sinirlerden oluşur. Sinirler görevlerine göre duyu sinirleri, hareket (motor) sinirleri ve bağlantı (ara) sinirleri olarak üç çeşittir.

1- Duyu Sinirleri :
Çevreden veya iç organlardan gelen uyarıları alarak bu uyarıları merkezi sinir sistemine (beyine veya omuriliğe) ileten (duyu organlarından veya iç organlardan çıkan) sinirlere duyu sinirleri denir.

2- Bağlantı (Ara) Sinirleri :
Merkezi sinir sisteminde (beyinde veya omurilikte) gelen uyarıları değerlendiren, bu uyarılara cevap veren, duyu ve hareke sinirleri arasındaki bağlantıyı sağlayan sinirlere bağlantı (ara) sinirleri denir.

3- Hareket (Motor) Sinirleri :
Merkezi sinir sisteminin gelen uyarılara verdiği cevabı kaslara ya da organlara (duyu organı veya iç organ) taşıyan (ileten) sinirlere hareket (motor) sinirleri denir.

Çevresel Sinir Sisteminin Çalışması :
Canlıyı etkileyen, çevreden veya iç organlardan veya kaslardan gelen iç ve dış değişmelere (etkilere = değişikliklere) uyarı denir. Uyarıların sinir hücrelerinde oluşturduğu değişmelere uyartı veya impuls denir.
Çevreden, iç organlardan ya da kaslardan gelen uyarılar, duyu organlarında, iç organlarda veya kaslarda bulunan nöronların dendritleri ile alınarak hücre gövdesine iletilir. Uyartılar hücre gövdesinden aksonlara geçerek akson boyunca elektriksel ve kimyasal değişikler sayesinde taşınarak akson ucuna iletilir. Akson ucundaki uyartılar akson ucundan salgılanan sinir hormonları sayesinde sinaps bölgesinde diğer nöronun dendritine geçer. Uyartılar bu şekilde bir nörondan diğerine aktarılarak (duyu) sinirler sayesinde merkezi sinir sistemine taşınır. Merkezi sinir sistemine gelen uyartılar burada (bağlantı – ara nöronları tarafından) değerlendirilir ve verilen cevap (hareket – motor nöronları tarafından) aynı yolla ilgili organa iletilir.
b) Merkezi Sinir Sistemi :
Canlı vücudunu yöneten, organların ve sistemlerin düzenli çalışmasını sağlayan, çevreden, iç organlardan veya kaslardan gelen uyartılara cevap veren, akıl, zeka, düşünme, öğrenme, konuşma, yazma, hafıza, yürüme gibi istemli hareketlerin gerçekleşmesini sağlayan sisteme merkezi sinir sistemi denir. Merkezi sinir sistemi milyonlarca nörondan oluşur.
Merkezi sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik ve omurilik soğanı olmak üzere dört kısımdan oluşur.

1- Beyin :
Kafatası kemikleri arasında bulunan, iki yarım küreden (sağ ve sol lob) oluşan, dış yüzeyi girintili çıkıntılı olan, dış yüzeyinde koruyucu bir zar bulunan ve milyonlarca nörondan oluşan organa beyin denir.

Beynin Görevleri :

1- Düşünülerek yapılan istemli hareketleri gerçekleştirir. (Akıl, zeka, düşünme, öğrenme, hafıza, hayal kurma, değerlendirme, yazma, okuma, konuşma, müzik aleti çalmayı öğrenme).
2- Beş duyu organından (göz, kulak, burun, dil, deri) gelen uyartıları değerlendirir ve beş duyu organının merkezleri (görme, işitme, koku alma, tat alma, hissetme merkezleri) buradadır.
3- Vücudu yönetir ve kontrol eder.
4- Vücudun hareket etmesini sağlar. (Vücudun hareket etmesi için kaslara emir verir).

2- Beyincik :
Beynin arka ve alt kısmında, beyin ile omurilik soğanı arasında bulunan, iki yarım küreden oluşan, dış yüzeyi kıvrımlı ve koruyucu bir zarla örtülü olan, küçük beyinde denilen organa beyincik denir.

Beyinciğin Görevleri :

1- Kulaktaki yarım daire kanalları ile birlikte vücudun dengesini sağlar.
2- Vücuttaki kasların dengeli ve düzenli (uyumlu) çalışmasını sağlar.

3- Omurilik Soğanı :
Beynin arka ve alt kısmında, beyin ile omurilik arasında bulunan (soğana benzeyen), dış yüzeyi düz ve koruyucu bir zarla örtülü olan organa omurilik soğanı denir.

Omurilik Soğanının Görevleri :

1- Beyin ve omurilik arasında uyartıların geçişini sağlar.
2- İstek dışı çalışan iç organların (kalp, böbrek, mide, bağırsaklar, karaciğer) çalışmasını sağlar.
3- İstek dışı gerçekleşen soluma, yutma, kalp atışı, kasılma, gevşeme, hapşırma gibi faaliyetleri denetler ve kontrol eder.
4- İstek dışı çalışan sistemleri (solunum, dolaşım, boşaltım, sindirim) çalışmasını denetler ve kontrol eder.

4- Omurilik :
Sırttaki omurganın içinde bulunan omurilik kanalında yer alan sinirler topluluğuna omurilik denir. Vücuttaki organlardan beyine, beyinden de organlara giden sinirler omurilikten geçer ve bu sinirler omurilikte çaprazlanır. Vücudun sağ tarafından gelen sinirler beynin sol yarım küresine, vücudun sol tarafından gelen sinirler de beynin sağ yarım küresine gider.

Omuriliğin Görevleri :

1- Düşünülmeden ani olarak yapılan hareketlerin yani reflekslerin gerçekleşmesini ve reflekslere tepki verilmesini sağlar.
2- Beyin ile organlar arasındaki sinirlerin geçişini (ve çaprazlanmasını) sağlar.
3- Beyin ile birlikte alışkanlık hareketlerinin yani kazanılmış reflekslerin gerçekleşmesini ve denetlenmesini sağlar. (Koşma, bisiklete binme, araba kullanma, yüzme, örgü örme, dans etme, konuşma, bakmadan yazı yazma).

NOT : 1- Canlıyı etkileyen, çevreden veya iç organlardan gelen değişmelere uyarı denir.
2- Uyarıların sinir hücrelerinde oluşturduğu değişmelere uyartı denir.
3- Nöronlar belirli bir yaştan sonra bölünme yeteneğini kaybederler.
4- Uyartılar nöronlarda elektriksel ve kimyasal değişikliklerle taşınır.
5- Sinaps bölgesinde bir nörondaki uyartı, diğer nörona sinir hormonları sayesinde aktarılır.
6- Miyelin kılıf, aksonların etrafında bulunan ve yağ dokudan oluşan koruyucu kılıftır. Miyelinli aksonlar (120 m/sn), miyelinsiz aksonlara (12 m/sn) göre uyartıları 10 kat daha hızlı iletirler.
7- Vücutta yaklaşık 100 milyon nöron vardır.
8- Beyin hücreleri, vücuda alınan oksijenin %25’ini harcarlar.
SORU 9- Beynin dış yüzeyinin kıvrımlı olmasının nedeni, daha çok nöronun yerleşmesini ve
bu sayede daha karmaşık görevlerin daha kolay gerçekleşmesini sağlamaktır.
10- Beyni çıkarılan bir insanın organları çalışır ve yaşamsal faaliyetleri devam ettiği için bu insan yaşayabilir. Fakat duyu organları çalışmaz, hareket edemez ve bitkisel hayata girmiş olur. (İç organların çalışmasını beyin kontrol etmez).
11- Beyinciği çıkarılan insan (veya kuş) yaşayabilir. Fakat kasları düzenli çalışmaz ve rasgele hareket eder. (Kuşta yalpalayarak uçar).
12- Vücudun sol tarafını sağ beyin, sağ tarafını da sol beyin yönetir.
13- Konuşma, yazma, koşma, yürüme, dans etme, bisiklete binme, yüzme, örgü örme, araba kullanma, futbol oynama gibi harekelere alışkanlık denir. Sonradan kazanılan bu alışkanlıklara kazanılmış refleks de denir.
Alışkanlıklar önce beyin sayesinde öğrenilir ve öğrenilinceye kadar beynin kontrolünde yapılır. Alışkanlıklar öğrenildikten sonra omurilik tarafından kontrol edilir ve denetlenir.
14- Refleks anında vücudun zarar görmesini önlemek için (yoldan kazanç sağlamak için) hareket emrini omurilik verir.
15- Beyinciğin iç bölümünü ak madde, dış bölümünü boz madde oluşturur. Boz madde, ak maddenin içinde girinti çıkıntı yapar ve bu nedenle beyincik ağaç görünümündedir. Bu nedenle beyinciğe yaşam ağacı da denir.
16- Çevreden gelen uyarıları alan organa duyu organı denir.


5- Sinir Sisteminin Sağlığı ve Korunması :

1- Sinir sistemi organları çarpma ve vurmaya karşı korunmalı, zarar görmemelidir. (Çünkü zedelenen nöronlar veya sinirler belli bir yaştan sonra yenilenemezler).
2- Alkol, sigara ve uyuşturucu kullanılmamalıdır. (Sinir sisteminin çalışma düzeni bozulur).
3- Gürültülü ve gerilimli ortamlarda bulunulmamalıdır.
4- Dengeli beslenilmeli ve düzenli uyunmalıdır.
5- Ağır yük kaldırılmamalıdır. (Omurilik için).
6- Düzenli olarak spor yapılmalıdır.

6- Sinir Sisteminde görülen Hastalıklar :

1- Felç :
Beyindeki kan akışının azalması sonucu sinirlerin ve kasların çalışmasının engellenmesi, hareket sinirlerinin zedelenmesidir.

2- Sara :
Beyindeki sinir hücrelerinin ani ve geçici olarak görev yapamaması sonucu geçici bilinç kaybıyla nöbetlerin ortaya çıkmasıdır.

3- Parkinson :
Beyindeki uyarırlı alan sinir hücrelerinin görevini yapamaması sonucu ellerin birinin istem dışı hareket etmesi ve bilinç kaybının ortaya çıkmasıdır.

4- Menenjit :
Beyin veya omuriliği örten zarların (uzun süren grip ve nezle sonucu) bakteri, virüs ya da mantar bulaşması sonucu iltihaplanmasıdır. Ölüme yol açabilir.

5- Kuduz :
Kuduz hastalığı hayvanlardan insanlara geçen ve merkezi sinir sistemini etkileyen virüslere bağlı bir hastalıktır. Hastalığa etken olan virüs insanlara genellikle hayvanın ısırması sonucu gelişir.
Kuduz virüsü merkezi sinir sistemine vardığında hızla yayılarak hastalığı oluşturur. Eğer iyi tedavi edilmezse kısa süre sonra ölüme neden olabilir. İlk 2 – 10 gün boğaz ağrısı, halsizlik, sinirlilik, depresyon, ateş ya da kusma, kesin belirtiler ise ısırma yerinde kaşınma, ağrı ya da karıncalanma hissedilmesi şeklinde ortaya çıkar. Daha sonraki dönemlerde hastaların %80’inde saldırganlık, %20’inde kasılmalar, garip davranışlar, ense sertliği, boğaz ağrısı, ses kısıklığı (hidrofobi denilen) su korkusu görülür.

6- Çocuk Felci :
Omurilikteki kasların kasılmasını başlatan sinir hücrelerine zarar veren bir virüsün yol açtığı bulaşıcı hastalıktır. Çocuk felcinde, 40°C’yi bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrıları, bulantılar ve sırt ağrıları görülür. Virüs, hastaların çıkardığı dışkı yoluyla yayılır. Ağız yolundan verilen aşı ile tedavi edilebilir.

 


Diğer Konu Sayfa Listesi

Denetleyici ve düzenleyici Sistemimiz
İç salgı Bezleri ve Görevleri
Soru ve Cevaplar İle Denetleyici ve Düzenleyici Sistem
İç Salgı Bezlerinin Salgıladığı Hormonlar ve Görevleri
Denetleyici ve Düzenleyici Sistem (Konu Özeti Ders Notu)
Sinir Hücresi (Nöron) Nasıl çalışır?
Refleks Nedir?
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemimiz (Konu Anlatımı Ders Notu)
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler
Sinir Sistemi
SİNİR SİSTEMİ
ENDOKRİN SİSTEM BİYOLOJİ
Sinir Sistemi
Beynimiz Nasıl Çalışıyor?
DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMİMİZ
DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER
DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemimiz (Konu Anlatımı)
 
 

 

www.sbstercihrobotu.com  / www.fenprojem.com  / Gizlilik Politikası

Copyright © 2002-2013 www.fenokulu.net Vergi No:1590073486
İletişim & Reklam fenokulu@yahoo.com Muharrem Baytekin

Flash Player    Pdf  Reader    Flv Video Oynatıcı