84 Online (50 Mobil)

 

 

TEKNOLOJİ Haberi
Diğer Haberler
Türkiye`nin karbondioksit karnesi
TEKNOLOJİ 04 Kasım 2014 Salı 08:55 | 1781 Kez okundu


Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü`nden Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi`nden Doç. Dr. Yıldız Arıkan`ın hazırladığı raporda, iklim değişikliğinin temel nedeni olarak bilinen küresel karbondioksit salımlarına Türkiye`nin katkısı AB ülkeleriyle karşılaştırmalı bir şekilde ele alınırken, Türkiye`de salımların sektörel ve coğrafi dağılımları, ulusal salımlara kişilerin bireysel katkıları ile görece büyüklükleri incelendi.

Petrole bağımlılık
Raporda, küresel ısınmaya sebep olan sera gazı salımında 1990-2004 yılları arasında yüzde 74,4 artışla dünya rekortmenlerinden biri olan Türkiye`nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Ek 1 (Sanayileşmiş Ülkeler) listesinde yer alan 41 ülke içinde karbondioksit ve diğer gaz salımları oranı açısından açık farkla birinci geldiği belirtildi.

Türkiye`nin, kişi başına salımlar açısından en alt sıralarda olmasına rağmen, nihai enerji tüketimi başına sera gazı salımlarında AB içinde 1. sırada yer alan Belçika ile aynı değere sahip olduğu belirtilen raporda, verimsiz altyapının yanı sıra ülkenin kömür, doğal gaz ve petrol gibi en büyük küresel ısınma etkenlerine büyük bağımlılık içinde olduğuna dikkat çekildi. Türkiye`de rüzgar, güneş, hidrolik ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına rağbet edilmediği ileri sürülen raporda, termik santrallerin Türkiye`nin toplam karbondioksit salımında yüzde 20 payla 3. sırada yer aldığına işaret edildi.

AB`de 7. sıradayız
Raporda, Türkiye`nin kişi başı karbondioksit salımları düşük, ancak salım yoğunluğu yüksek bir ülke olduğu belirtilerek, 2005 yılı karbondioksit salım değerleri diğer ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye`nin toplam salım sıralamasında AB ülkeleri arasında 7. sırada yer aldığı, kişi başı salım sıralamasında ise sonuncu olduğu belirtildi.

Salım yoğunlukları bakımından karşılaştırıldığında, Türkiye`nin eski Doğu Bloğu ülkelerinden sonra 0,83 milyon ton karbondioksit/milyon avro değeri ile gayrisafi yurt içi hasıla başına salım sıralamasında 8. sırada yer aldığı dile getirilen raporda, Türkiye`nin, nihai enerji tüketimi başına salımlarda ise 2,32 milyon ton karbondioksit/milyon ton petrol eşdeğeri ile 2. sırada olduğuna dikkat çekildi.

Yüksek salım yoğunluklarının, ülke ekonomisi ve çevre için bir tehdit oluşturduğu vurgulanan raporda, bu tehdidin önlenebilmesi için salım yoğunluklarını düşürücü politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasının sağlanması gerektiği belirtildi.

Raporda, bu çerçevede enerji verimliliğinin artırılması, enerjinin rasyonel kullanımı ve tasarruf sağlanmasına işaret edilerek, elektrik enerjisi üretiminde tüm ürün ve hizmet üretimlerinde çevre dostu yeni teknolojilerin ve yaklaşımların yaygınlaştırılması için özendirici politikaların uygulamaya konmasının önemine işaret edildi.

Marmara Bölgesi şampiyon!
Türkiye`deki toplam karbondioksit salımının coğrafi bölgeler bazında farklılık gösterdiği vurgulanan raporda, bu farklılıkların bölgelerin ekonomik ve demografik yapılarıyla doğrudan ilişkili olduğu kaydedildi.

Raporda, 2003 yılı verilerine göre kişi başı salım miktarlarının Marmara Bölgesi`nde 3,4 ton, Ege Bölgesi`nde 4,3 ton, İç Anadolu Bölgesi`nde 2,9 ton, Karadeniz Bölgesi`nde 3,1 ton, Akdeniz Bölgesinde 3,1 ton, Doğu Anadolu Bölgesi`nde 1 ton, Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde ise 0,9 ton olduğunu bildirildi.

Bölgeler içinde İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerin salımların en büyük kaynağı olduğu vurgulanan raporda, İstanbul`un içinde bulunduğu Marmara Bölgesi`nde 1990-2000 yılları arasında karbondioksit salımlarının yüzde 54,4 oranında arttığı ifade edildi.

Salımların sektörel dağılımına da değinilen raporda, 2004 yılında elektrik üretiminin payının yüzde 34, sanayi sektörünün payının yüzde 31, ulaşım sektörünün payının yüzde 18 ve diğer faaliyetlerin payının ise yüzde 17 olduğu belirtildi.

Toplu taşıma özendirilmeli
Raporda, ulaşım sektöründe toplu taşımacılığın özendirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlayacak kaliteli, kolay ve ucuz toplu taşım için alt yapıyı geliştirecek önlemlerin, merkezi ve yerel yönetimler tarafından öncelikle ele alınması gerektiği de vurgulandı.

Araçlarda salımları azaltıcı teknolojik gelişmeleri desteklemeyi ve uygulamayı sağlayan düzenlemeler yapılması gerektiği belirtilen raporda, enerji verimliliği düşük, eski model binek ve nakli araçların hurdaya çıkartılarak yeni teknoloji, yüksek verimli araçlarla değiştirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiği dile getirildi.

Deniz araçlarının yüksek salım yoğunlukları nedeniyle boğazlardan nakliyat amaçlı geçişleri kısıtlamak amacıyla uluslararası girişim başlatılması gerektiğine dikkat çekilen raporda, özellikle petrol ve doğalgaz gibi boru hatlarıyla nakli mümkün olan maddelerin gemilerle naklinin engellenmesi gerektiği ifade edildi.

Raporda, elektrik üretiminde kullanılan eski tesislerin rehabilitasyonunun yapılması gerektiği de belirtilerek, enerji verimliliğini artırıcı ve çevreye olumsuz etkileri giderici önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çekildi.

Ege Bölgesi`nde bulunan santrallerin ortak yararlanabileceği bir karbon tutma ve depolama sisteminin geliştirilmesi için çalışmaların yapılması gerektiği ifade edilen raporda, yeni kurulacak santrallerin çevreye olumsuz etkileri giderici en son teknolojileri kullanmalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi.

Enerji etiketleme zorunluluğu
Sanayi sektöründe enerji verimliliğini artırıcı çalışmalar yapılarak salım yoğunluğunun düşürülmesi gerektiği vurgulanan raporda, özellikle demir ve çelik üretiminde entegre tesislerin salım yoğunluğunun denetim altında tutulması gerektiği vurgulandı.

Raporda ayrıca, yurt dışında terk edilmiş olan sera gazı yoğunluğu yüksek eski teknolojilerin Türkiye`ye gelmesinin engellenmesi gerektiği, binaların enerji performanslarının geliştirilmesi ve ısı yalıtımın yapılması gerektiği ifade edildi.

Raporda, çevre dostu enerji teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanılmasını mümkün kılan, elektrikli aletlere asgari verimlilik standartları koyan, televizyon, beyaz eşya, klima gibi salım yoğunlukları yüksek eşya için enerji etiketleme zorunluluğu getiren düzenlemelerin hızla yapılması gerektiği kaydedildi.

Enerji, ekonomi ve çevre etkileşimini göz önüne alan uzun dönemli enerji politikalarının bir an önce belirlenmesi gerektiği belirtilen raporda, bu çerçevede yeni ve yenilenebilir enerji üretiminin yaygınlaşması için önlemler alınması ve geniş kapsamlı sürdürülebilir kalkınma planlaması yapılması gerektiği bildirildi.

Yenilenebilir enerji teknolojileri kullanımında Türkiye`nin, geniş potansiyeline rağmen geri kaldığı savunulan raporda, özel sektöre de büyük rol düştüğü anlatıldı. Raporda, şirketlerin Birleşmiş Milletler`in gönüllü programı olan ``Global Compact`` insan hakları, işçi hakları ve çevre bilincini yerleştiren ve uygulatan küresel ilkeler sözleşmesini benimsemesi gerektiği vurgulandı.

Alışkanlıklar değişmeli
Raporda, bireysel alışkanlıkların değişiminin önemli bir salım azaltma potansiyeli olduğu bildirilerek, örneğin verimli duş başlıkları ve ampuller kullanmak, televizyonu kullanılmadığı zaman düğmesinden kapatmak, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolulukta kullanmak gibi ev hayatında kolayca değiştirilebilecek bireysel alışkanlıkların 12 milyonluk bir kentteki toplam yıllık tasarrufunun 4,7 milyon ton karbondioksit olduğuna işaret edildi.

Raporda ayrıca, şehir girişlerinde park alanları ve toplu taşım imkanları getirilerek, şehir merkezlerine motorlu araç girişlerinin sınırlandırılmasının da etkin bir yöntem olacağı vurgulandı.
(AA)

Yorum İçin Üye Girişi
Şikayet Bildirimi
Avatar Seç
   
 
Görüş ve yorumlarınız bizim için değerlidir. Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayınlanmaktadır.


Yorumlar Yükleniyor..