949 Online (454 Mobil)

 

 

TEKNOLOJİ Haberi
Diğer Haberler
Yaşamın Temel Kaynağı Suyun Tasarrufu ve Su Kirliliğinin Önlenmesi
TEKNOLOJİ 26 Kasım 2014 Çarşamba 21:50 | 11865 Kez okundu

Yaşamın Temel Kaynağı Su

Dünya`nın yaklaşık üçte ikisi sudur. Bu nedenle Dünyamız, “Mavi Gezegen” olarak da adlandırılır. Ancak bu suyun çoğu okyanus ve denizlerde bulunur, yani tuzludur. Dünyadaki suların ancak % 2,5`u tatlı sudur ve bu miktarın da yalnızca % 1 kadarı içilmeye elverişlidir.
Suyun yeryüzüyle atmosfer arasında sürekli hareket etmesi sonucunda oluşan döngüye “su döngüsü” denir.
Yüzey ve yer altı suları, dünyadaki su döngüsünün önemli öğeleridir. Yüzey suları ırmaklar, göller, denizler, okyanuslar ve buzullardır. Yer altı sularıysa yağmur sularının yeryüzüne indikten sonra toprağın içinden süzülerek, su geçirmeyen bir tabakaya kadar ilerleyip orada birikmesi sonucunda oluşur.
Su, tarımda sulamada, sanayide ısıtma ve soğutma sistemlerinde, evlerde yıkanmada, temizlikte ve içme suyu olarak kullanılır. Günümüzde, insan etkinlikleri sonucunda ortaya çıkan su kirliliği, önemli çevre sorunlarından biridir. Su, içindeki tehlikeli kimyasal maddelerden ve bakterilerden temizlenerek yeniden kullanılabilir.
Dünyadaki su kaynakları çok sınırlıdır. Bunun nedeni, yüzey sularının ve yer altı sularının çok az bir kısmını içme suyu olarak kullanabilmemizdir. Ayrıca, su kaynaklarının dağılımı da coğrafi bakımdan eşit değildir. Çevre kirliliği, küresel ısınma, kentleşme, ormanların zarar görmesi gibi nedenler sonucunda su kaynakları giderek azalmaktadır. Bu kaynakların sürekliliğinin sağlanması, dolayısıyla tükenmemesi için suyun tasarruflu kullanılması ve korunması gerekir.
Ülkemizde de çok sınırlı olan su kaynakları, bugünkü gereksinimi ancak karşılamaktadır. Su kaynaklarımızdan elde edilen kullanılabilir su miktarı, 110 milyar metre küptür. Bunun % 16`sı içme ve kullanım suyu olarak, % 72`si tarımsal sulamada ve % 12`si sanayide kullanılmaktadır. Hızlı nüfus artışı, sanayileşme, su kirliliği ve ülkemizdeki yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması su kaynaklarımızı tehdit etmektedir. Bu nedenle, su kaynaklarının daha dikkatli kullanılması ve kirlenmemesi için gerekli önlemlerin bir an önce alınması gerekiyor.

Diş fırçalarken ne kadar su harcanır?
A. Bir günde, bir kişi, bir kez diş fırçalamada: 6 litre su tüketir. Bir günde, bir kişi, iki kez diş fırçalamada: 2 x 6 = 12 litre su tüketir. Bir günde, 30.000 kişi, iki kez diş fırçalamada: 30.000 x 12 = 360.000 litre su tüketir. Bir yılda, 30.000 kişi, günde iki kez diş fırçalamada: 365 x 360.000 = 131.400.000 litre su tüketir.
B. Bir günde, bir kişi, bir kez diş fırçalamada: 1 litre su tüketir. Bir günde, bir kişi, iki kez diş fırçalamada: 1 x 2 = 2 litre su tüketir. Bir günde, 30.000 kişi, iki kez diş fırçalamada: 30.000 x 2 = 60.000 litre su tüketir. Bir yılda, 30.000 kişi, günde iki kez diş fırçalamada: 365 x 60.000 = 21.900.000 litre su tüketir.
C. Su tasarrufu = 131.400.000 - 21.900.000 = 109.500.000 litre

Tıraş olurken ne kadar su tüketilir?
A. Erkek sayısı: 40.000 : 2 = 20.000 Tıraş olan erkek sayısı: 20.000 : 2 = 10.000 Bir günde, bir kişi, bir tıraşta: 6 x 2 = 12 litre su tüketir. Bir günde, 10.000 kişi, bir tıraşta: 10.000 x 12 = 120.000 litre su tüketir. Bir yılda, 10.000 kişi, bir tıraşta: 365 x 120.000 = 43.800.000 litre su tüketir.
B. Bir günde, bir kişi, bir tıraşta 1 litre su tüketir. Bir günde, 10.000 kişi, bir tıraşta: 10.000 x 1 = 10.000 litre su tüketir. Bir yılda, 10.000 kişi, bir tıraşta: 365 x 10.000 = 3.650.000 litre su tüketir.
C. Su tasarrufu: 43.800.000 - 3.650.000 = 40.150.000 litre

Damlatan musluklar ne kadar suyun boşa akmasına neden olur?
A. Bir musluktan, 1 saatte, 1 litre su boşa akar.
Bir musluktan, 1 günde, 1 x 24 = 24 litre su boşa akar. Bir musluktan, 1 ayda, 24 x 30 = 720 litre su boşa akar.
B. Bir musluktan 3 ayda, 720 x 3 = 2160 litre su boşa akar. Yedi musluktan 3 ayda, 2160 x 7 = 15.120 litre su boşa akar.

Evsel atık sular nasıl işlenir?
Boru hatlarıyla evlerimize gelen içme suyunun, çok aşamalı su arıtma tesislerinde işlenir. Bu arıtma süreci, suların kumdan geçilerek süzülmesini ve ardından dezenfekte edilmesini (örneğin klorlanmasını) içerir. Bu aşamalardan sonra su, tüketicilere gönderilmeye hazır olur.

Nasıl Su Tasarrufu Yapılır?
Bilim insanlarına göre, modern teknolojiler kullanıldığında su tüketimi evlerde 1/3, tarımda % 50 ve sanayide % 90 oranında azalır. Su tasarrufu için yapılması gerekenler:
• Taşıma sırasında su kaybını en aza indirmek için borular tamir edilmelidir.
• Tarımsal sulamada buharlaşmadan kaynaklanan kayıpları en aza indirip suyun daha verimli kullanılmasını sağlamak için “damla sulama” (suyun toprak yüzeyine damlalar halinde verilmesi) yöntemine geçilmelidir.
• Uygun olan her yere atık su arıtma tesisleri kurulmalıdır.
• Sanayide kullanılan su, geri kazanım yöntemleriyle tekrar tekrar kullanılmalıdır.
• Çevre temizlik vergisi örneğinde olduğu gibi, suyun taşınması, işletilmesi ve arıtılmasıyla ilgili giderleri karşılayacak uygun vergilendirmeler yapılmalıdır.


Evde Suyu Tasarruflu Kullanalım
• Bulaşık yıkamadan önce tabaklardaki yemek artıklarını iyice temizleyin.
• Bulaşıklarınızı, musluktan akan suyun altında değil, lavaboya doldurduğunuz ya da bulaşık leğenindeki suyun içinde yıkayın. Bu sayede yarı yarıya su tasarrufu sağlanır.
• Meyve ve sebzeleri, lavaboya doldurduğunuz ya da bir leğenin içindeki suda yıkayın.
• Sıcak nesneleri musluktan akan suyun altında soğutmayın. Bu, savurganlık olur.
• Çamaşır makinenizi yalnızca tam dolduğunda çalıştırın.
• Çok kirli çamaşırları makinede yıkamadan önce ayrı bir kapta deterjanlı suya bastırın.
• Otomobil yıkarken başta yalnızca sabun ve bir kova su kullanın. Yalnızca son durulamayı hortumdan akan suyla yapın.
• Bahçede birikmiş yaprakları hortumla su püskürterek temizlemek yerine, bir tırmıkla toplayın.
• Bahçe sulamasında içme suyu kullanmayın. Kuyu suyu ya da biriktirilmiş yağmur suyu kullanın.
• Kuvvetli rüzgârda ya da Güneş altında sulama yapmayın. Böyle durumlarda su çok çabuk buharlaşır.

Su Kirliliği

Dünyadaki tatlı su kaynakları kirlilik tehdidiyle karşı karşıyadır. Su kirliliği, kimyasal gübre ya da böcek ilaçlarının sulara karışması, sanayi atıklarının ve kanalizasyon sularının doğaya bırakılması gibi çeşitli insan etkinlikleri sonucunda oluşur. Asit yağmurları ve çöp alanlarındaki çöplerden sızan
maddeler de su kirliliğine yol açar. Su kirliliği, temel olarak şu üç soruna neden olur:
• Kirlilik nedeniyle sudaki oksijen miktarı, dolayısıyla suda yaşayan canlılar azalır.
• Kirlenen sular, insanlarda sağlık sorunlarına yol açar. Örneğin, böcek öldürücü tarım ilaçlarında bulunan organofosfatlar ya da benzen gibi petrol türevi kimyasal maddeler kansere; kurşun benzeri ağır metallerse sinir sisteminde bozukluklara neden olur.
• Rengi kötüleşen, kokan ya da zehirli bileşikler içeren suyun niteliği zayıflar.
Su kirliliği, tüm canlıları etkileyen bir çevre sorunudur. Kirlenmiş bir su ne içilebilir, ne tarımda ne de sanayide kullanılabilir. Kimse kirli suda yüzmek istemez. Öte yandan kirli suyun temizlenerek yeniden eski hâline döndürülmesi çok pahalı ve zor bir süreçtir.


Suyu Kirlenmekten Koruyalım

Bulaşık deterjanı yerine sabun, su ve bir miktar sirkeden oluşan bir çözelti kullanılabilir.
Cam temizleyiciler yerine ılık su ve sirke karışımı daha güvenli olur. (4 litre ılık suya yarım bardak sirke katılması önerilir.)
Tıkanmış lavaboları açmak için kimyasal maddeler yerine sirke ve karbonat karışımı kullanılabilir. Bu yöntemde, çeyrek bardak sirkeyle çeyrek bardak karbonat karıştırıldıktan sonra lavaboya boşaltılıp ardından sıcak su dökülür. Bir başka yöntem de boruyu açmak için pompa ya da tel kullanmaktır.
Ağartıcılar yerine yarım bardak sirke ya da karbonat kullanılabilir.
Ocak temizleme jelleri ya da tozları yerine karbonat kullanın. Ocağı düzenli aralıklarla bu maddeyle silin.

Atık Suların İşlenme Aşamaları

Birinci aşama, suyun içindeki taşlar, sopalar, paçavralar gibi kaba kalıntıları süzmek için ızgaraların kullanıldığı mekanik bir süreçtir.
İkinci aşama, aerobik (oksijen kullanan) bakterilerin kullanıldığı biyolojik bir süreçtir. Biyolojik olarak ayrıştırılabilen organik atıkların % 90`ı bu aşamada ortadan kaldırılır.
Atık sular, içinde bakteriler bakımından zengin bir çamur bulunan, geniş bir tanka pompalanır. Burada, mikroorganizmaların ayrıştırma işlemini kolaylaştırmak için saatlerce oksijen verilerek karıştırılır. Ardından, bu karışım bir çöktürme tankına gider. Sudaki katı parçacıklar ve mikroorganizmalar burada çamur hâlinde dibe çöker. Buna “atık çamuru” denir.
Birinci ve ikinci aşamaların sonunda ortaya çıkan çamur, anaerobik (oksijen kullanmayan) bakteriler tarafından parçalanmaya bırakılır. Bu çamur, daha sonra çukur bölgeleri doldurmada kullanılabilir ya da yakıt olarak değerlendirilebilir.
Ancak, ikinci aşamadan sonra bile atık sularda hâlâ çeşitli katı parçacıklar, fosfatlar, bazı nitratlar ve zehirli metal bileşikleri gibi kirlilik yapıcı maddeler bulunabilir.
Üçüncü aşama, bu kirletici maddeleri yok eden bir dizi özel biyolojik, kimyasal ve fiziksel işlemden oluşan bir süreçtir. Üçüncü aşama, ileri arıtma aşaması olarak da bilinir.
İleri arıtma aşaması, inşaat ve işletme harcamalarının fazla olması nedeniyle nadiren kullanılır. Bununla birlikte birçok ülkede ileri arıtma aşamasına verilen önem artmaktadır.
 

Suyun Özellikleri
Sıcaklık: Suyun sıcaklığındaki bir artış, sudaki balıklar, bitkiler ve bakteriler için gereken serbest oksijen miktarının azalmasına neden olabilir. Su sıcaklığındaki artışların nedeni, genellikle yakındaki bir enerji santralidir.
pH: Sanayi etkinliklerinden kaynaklanan asit yağmurları nedeniyle su kaynaklarının asitlik düzeyi artabilir. Bu artış balık ölümlerine ve balıkların yediği yumuşakça ve eklembacaklıların sayısının azalmasına yol açabilir.
Serbest oksijen: Sudaki serbest oksijen miktarı, suda yaşayan canlıların sayısını etkiler. Sudaki oksijenin azalması sonucu oksijen ayrışmaya başlayabilir ve su kullanılamayacak hâle gelir.
Fosfor içeriği: Yapay gübreler ve kanalizasyonlardan gelen deterjan benzeri maddelerin etkisiyle sudaki fosfor miktarı artabilir. Suda yüksek miktarda fosfor bulunması, bitkilerin, özellikle de su yosunlarının aşırı çoğalmasına yol açabilir. Suyun yüzeyi tümüyle bu canlılarla örtülür. Sonuç olarak sudaki oksijen miktarı azalır ve kullanılamayacak hâle gelir.
Azot içeriği: Azot içeren kimyasal maddelerin suya karışması, yapay gübreler ve kanalizasyon yoluyla gerçekleşir. Bu maddelerin bazıları (amonyak gibi) insan bedenine zararlıdır. İçme sularında azot bileşiklerinin miktarının yüksek olması küçük çocuklarda “methemoglobinemi” adlı bir hastalığa yol açabilir. Ayrıca azot bileşiklerinin kansere neden olduğu da biliniyor.
Sertlik: Suyun sertliği, serbest magnezyum ve kalsiyumun sudaki miktarına göre belirlenir. Kalsiyum belli bir miktarda alındığında yararlıdır. Ancak çok sert su içmek böbrek taşlarına yol açabilir. Çok sert sular yalnızca evde değil sanayide kullanılmaya da uygun değildir. Çünkü içerdiği kireç makinelere zarar verebilir.

Yorum İçin Üye Girişi
Şikayet Bildirimi
Avatar Seç
   
 
Görüş ve yorumlarınız bizim için değerlidir. Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayınlanmaktadır.


Yorumlar Yükleniyor..